Küçük akbabalar (Neophron percnopterus), Dünya Doğa Koruma Birliği'nin (IUCN) Kırmızı Listesi'nde Nesli Tehlike Altında (EN) kategorisinde yer almaktadır. Küçük akbabalar, her sonbahar Balkan Yarımadası'ndan Afrika'daki kışlama alanlarına ulaşmak için 5.000 kilometreyi aşan bir yolculuğa çıkmaktadır. Bu göç yolu, pek çok tehdit ile karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır. Varlıklarını tehdit eden başlıca faktörler arasında, zehirli yemler, avlanma, güvenli olmayan elektrik direklerinde elektrik çarpması gibi tehlikeler bulunmaktadır. Afrika'nın bazı bölgelerinde ise geleneksel inanışlarla ilgili uygulamalar nedeniyle avlandıkları kaydedilmektedir.
Bir zamanlar Balkanlar genelinde yaygın bir popülasyona sahip olan küçük akbaba, günümüzde bölgede sınırlı sayıda birey ile varlığını sürdürebilmektedir. Bulgaristan, Yunanistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk genelinde toplamda yalnızca yaklaşık 50 çiftin bulunduğu tahmin edilmektedir. 30 yıl kadar süren azalma eğiliminin ardından, Balkan popülasyonu son yıllarda durağanlaşma belirtileri gösterirken, Bulgaristan'daki birey sayısında artış gözlenmektedir. Bu artış, koruma kuruluşları, resmi kurumlar ve yerel topluluklar arasındaki işbirliğinin sonucunda gerçekleştiği düşünülmektedir.
Balkanlar'daki bu durumun tersine, Anadolu’daki küçük akbabalar hayati bir sığınak işlevi görmektedir. Türkiye, Avrupa'daki en geniş küçük akbaba popülasyonlarından birine sahip olup, yaklaşık 1.500 ile 3.000 çiftin yaşadığı tahmin edilmektedir. Küresel ölçekte nesli tehlike altında olan bu tür için Türkiye, hem ana sığınak alanı hem de Doğu Avrupa ile Afrika arasındaki önemli göç yollarından biri konumundadır.
Proje kapsamında Türkiye'de Mersin, Hatay, Ankara ve Trakya'daki yerel paydaşlara ulaşarak en az 100 katılımcıya eğitim verilecektir. Zehirlenme vakalarına müdahale kapasitesini artırmak amacıyla ise en az 120 veteriner hekim ve 75 atık sahası personeline yönelik eğitimler düzenlenecektir. Ayrıca, Etiyopya ve Yunanistan'daki elektrik çarpması riskini azaltmak, avlanma baskısını azaltmak, güvenli besin sağlamak ve olaylara hızlı müdahaleyi sağlamak amacıyla çeşitli adımlar atılacaktır.
Afrika'da küçük akbabaların inanış temelli zulme maruz kalmalarını azaltmak için toplum liderleri ve geleneksel hekimlerle diyalog kurulması hedeflenmektedir. Bulgaristan ve Yunanistan'da Avrupa hayvanat bahçelerinde yetiştirilmiş ya da yaban hayatından kurtarılmış en az 40 küçük akbaba doğaya salınacaktır. Kuşlara takılacak GPS vericileri, koruma ekiplerinin kuşların sınır ötesi hareketlerini takip etmesine ve ölüm riskinin yüksek olduğu noktaları belirlemesine olanak tanıyacaktır.
Koruma çalışmalarına 40.000'den fazla gönüllü katkıda bulunacak. Çalışma, tehditleri önlemek, güvenli besin sağlamak ve sığınak alanlarını korumak amacıyla hayvancılık yapan çiftçiler, korucular, veterinerler, öğretmenler ve yerel yetkililerle işbirliği yapacaktır. Bölgedeki eğitim programları aracılığıyla 4.000'den fazla öğrenci, öğretmen ve doğa gönüllüsüne eğitim verilerek korumaya katkıda bulunmaları sağlanacaktır.
Mersin, Ankara, Hatay ve Adana'daki okullarda öğrencilerle, üniversitelerde ise geleceğin yaban hayatı uzmanlarıyla bir araya gelinerek farkındalık çalışmaları yürütülecektir. Ayrıca, kolluk kuvvetleri ve gümrük görevlilerine yönelik verilecek eğitimler ile yasa dışı avlanma ile mücadeleye katkı sunulacaktır. 2027 yılında İstanbul'da düzenlenecek Küçük Akbaba Göç Yolu Zirvesi ile bu bölgedeki iş birliği pekiştirilecektir.
2031 yılına kadar devam edecek olan Küçük Akbabalar Yaşamı Projesi, tür korumaya yönelik yürütülen uzun soluklu programın bir sonraki stratejik adımını oluşturacaktır.












