Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan İlköğretim ile Ortaöğretim Kurumlarında Akran Zorbalığının Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonu'nun hazırladığı rapor, çocuklar arasındaki zorbalığın boyutlarını gözler önüne serdi. Raporda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sunumları ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye Çocuk Araştırması verileri kullanıldı.
Her 100 çocuktan yaklaşık 14’ü zorbalığa maruz kalıyor
Raporun verilerine göre, 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 13,8’i akran zorbalığına maruz kalıyor. En yaygın zorbalık türü alay edilme iken, çocukların yüzde 7,2’si sosyal gruplardan dışlanıyor ve fiziksel şiddete maruz kalanların oranı ise yüzde 4,4 olarak belirtiliyor. İşlevsel zorluk yaşayan çocuklar arasındaki zorbalık oranı ise daha yüksek; bu çocuklar arasında zorbalığa uğrama oranı yüzde 27’ye çıkıyor.
Prof. Dr. Tarhan: “Her çocuk çatışması zorbalık değildir”
Akran zorbalığı, çocuklar arasındaki sıradan anlaşmazlıklarla karıştırılmamalıdır diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, zorbalığın doğru tanımlanmasının önemine değindi. Zorbalık, kasıtlı, tekrarlayıcı ve güç dengesizliği olan davranışlar olarak tanımlanmalıdır. Zorbalık yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı kalmaz; alay etme, hakaret gibi sözel davranışlar ve dedikodu yapma, gruptan dışlama gibi ilişki bazlı zorbalık biçimleri de bulunmaktadır.
Çocuk çoğu zaman “Bana zorbalık yapılıyor” demez
Zorbalığın fark edilmesinde aileler ve öğretmenlerin, çocukların davranışlarındaki değişimleri dikkate alması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, çocukların yaşadıklarını doğrudan ifade edemeyebileceğini vurguladı. Çocuk, zorbalık yapıldığını söylemekten çekinebilir ve bu, okul reddine yol açabilir. Okula gitmek istemeyen veya içine kapanan çocuklar, durumunun arka planındaki zorbalığı gösterebilir.
Dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise farklı olan çocukların daha kolay hedef haline gelebilmesidir. Prof. Dr. Tarhan, "Özel yetenekli veya sosyal iletişimde zorluk yaşayan çocuklar, daha fazla zorbalığa maruz kalabiliyor," diye belirtmektedir.
Zorbalık çoğunlukla yanlış bir güç algısından kaynaklanıyor
Prof. Dr. Tarhan, zorbalar arasındaki ilişkilere dikkat çekerek, "Ben güçlüyüm, o savunmasız; o halde onu ezebilirim." şeklindeki yanlış güç algısının sıkça görüldüğünü dile getirdi. Zorbalık yalnızca zorbanın veya mağdurun sorunu değil, sınıfın genel bir problemidir. Öğretmenlerin bu durumdan haberdar olması ve öğrencileri birebir, empatik bir şekilde dinlemesi son derece önemlidir.
Siber zorbalık, okul dışına taşınıyor
Rapor, dijitalleşmenin zorbalığın boyutlarını okul dışına taşınmasına neden olduğunu belirtiyor. Siber zorbalık, dijital platformlar üzerinden tehditler, alay etme ve mahremiyet ihlalleri gibi yollarla çocukları psikolojik olarak hedef alıyor. Prof. Dr. Tarhan, sosyal medyanın zorbalığın "seyirci kitlesini" artırdığını vurguladı ve daha önce sınırlı bir alanda kalan zorbalık olaylarının sosyal medya sayesinde daha geniş kitlelere ulaşabileceğini ifade etti.
Çocukların yüzde 80'i günde 3 saatten fazla ekranda
Rapora göre, çocukların yaklaşık yüzde 80’i günde üç saatten fazla dijital ekran karşısında kalıyor. Prof. Dr. Tarhan, aşırı ekran maruziyetinin dikkat dağınıklığı ve öğrenilen bilgilerin uzun süreli belleğe aktarımında sorunlarla ilişkilendirildiğini açıkladı. Bu durum, çocukların gerçek sosyal ilişkiler yerine sanal ilişkiler geliştirmesine zemin hazırlamaktadır.
Dijital ebeveynlik ihtiyacı
Prof. Dr. Tarhan, çocukların dijital dünyanın risklerinden korunması için ebeveynlerin hem sınırlama getirmesi hem de bu sınırlamaların nedenlerini anlatması gerektiğini belirtti. Ayrıca, çocukların medya okuryazarlığı ve bilinçli dijital kullanımı öğrenmesi gerektiğini ifade etti.
“Akran nezaketi” ve “dijital nezaket” kavramları
Rapor, zorbalıkla mücadelede "akran nezaketi" ve "dijital nezaket" kavramlarını ön plana çıkartıyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın özellikle 12-13 yaş grubundaki öğrenciler için akran eğitim programları düzenlediği bildirilmiştir. Prof. Dr. Tarhan, zorbalıkla mücadelede yalnızca negatifin sona ermesini sağlamakla değil, pozitif davranışları da arttırarak akran nezaketini teşvik etmek gerektiğine dikkat çekti.
Sonuç olarak, zorbalığın önlenmesi ve çocukların empati kapasitesinin artırılması için sosyal ve duygusal eğitimin ergenliğe bırakılmaması önemlidir. Teknolojinin hız verdiği bu çağda, değerlerin yön göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.












