Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay Şahan, Türkiye’de okullarda güvenliğin artırılmasına yönelik çalışmaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Şahan, Türkiye'nin 5188 sayılı Kanun kapsamında yıllar içinde oluşturduğu özel güvenlik altyapısının daha etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Çocukların güvenli ve huzurlu bir ortamda eğitim alması, toplumun ortak öncelikleri arasında yer alıyor. Bu bağlamda okullarda güvenliğin arttırılmasına yönelik yapılan çalışmalar, Türkiye'nin özel güvenlik alanında sahip olduğu mevzuat, eğitimli insan kaynağı ve operasyonel deneyimle desteklenebileceği önemli bir fırsat sunuyor.
Türkiye’de özel güvenlik hizmetleri, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun ile kapsamlı bir hukuki ve operasyonel çerçeveye sahip. Bu kanun, özel güvenlik görevlilerinin taşımaları gereken şartlardan, eğitim süreçlerine, güvenlik soruşturmalarından çalışma izinlerine kadar geniş bir düzenlemeler yelpazesini kapsıyor. Bu yapı, özel güvenlik hizmetinin profesyonel standartlarla yürütülmesini sağlıyor.
Okullar, öğrenci ve çalışan yoğunluğu, ziyaretçi trafiği, giriş-çıkış kontrolü, çevre güvenliği ve acil durumlara müdahale gibi farklı güvenlik ihtiyaçlarını barındırıyor. Bu nedenle güvenliği sadece fiziki olarak personel görevlendirilmesi üzerinden değil; risklerin önceden belirlenmesi, görev tanımlarının netleştirilmesi ve personelin uygun eğitimlerden geçirilmesi gibi unsurlar ile ele almak gerekiyor.
5188 sayılı Kanunun uygulama alanının genişletilmesi
Türkiye'de oluşturulan özel güvenlik altyapısı, mevcut kullanımların yanı sıra güvenliğin yüksek olduğu alanlarda da önemli bir kapasite sunmaktadır. Bu bağlamda, 5188 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren profesyonel özel güvenlik sisteminin; okullar, sağlık kuruluşları ve yoğun kamu kullanım alanları gibi yerlerde daha geniş ölçekte değerlendirilmesi gerektiği öne sürülüyor. Bu yaklaşım, mevcut güvenlik altyapısının daha etkin kullanılmasına ve eğitimli, denetlenebilir personelin kritik alanlarda daha yaygın şekilde görev almasına olanak tanıyabilir.
Alternatif güvenlik uygulamaları üzerinde durulmalı
Güvenlik uygulamalarında, ihtiyaç ve risk düzeyine göre farklı modeller geliştirilmesi daha etkili sonuçlar yaratabilir. Bu kapsamda; 5188 sayılı Kanun çerçevesinde gerekli eğitimleri tamamlamış özel güvenlik görevlilerinin varlığı, yetkilendirilmiş özel güvenlik şirketlerinin hizmet kapasiteleri ve kamu destekli istihdam programlarının 5188 kapsamındaki eğitim süreçleriyle ilişkilendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca kamu ve özel sektör kapasitelerinin birlikte kullanıldığı hibrit modellerin oluşturulması ve farklı risk seviyelerine sahip okullarda pilot uygulamalar gerçekleştirilerek sonuçların ölçülmesi de belirtilen seçenekler arasındadır.
Bu modellerin belirli bölgelerde pilot olarak uygulanması, ülke genelinde sürdürülebilir bir okul güvenliği sisteminin oluşturulmasına zemin hazırlayabilir.
Yeni istihdam fırsatları ve mesleki kapasite
Okul güvenliğine yönelik yeni istihdam olanaklarının oluşturulması, hem sosyal hem de ekonomik açıdan değerli bir adım olarak nitelendiriliyor. Bu süreçte istihdam edilecek kişilerin 5188 sayılı Kanun kapsamındaki eğitim süreçlerinden geçirilmesi, yeni istihdamın nitelikli ve sürdürülebilir bir meslek alanına dönüşmesine yardımcı olabilir. Böylece oluşturulan insan kaynağı, Türkiye’nin uzun vadeli özel güvenlik kapasitesinin bir parçası haline gelebilir.
Özel güvenlik, genel kolluğun tamamlayıcısıdır
Türkiye’de özel güvenlik sektörü, yüz binlerce çalışanı, yöneticileri, eğitim kurumları ve yetkilendirilmiş özel güvenlik şirketleri ile önemli bir bilgi birikimine ve saha deneyimine sahiptir. Özel güvenlik sisteminin temel işlevlerinden biri, genel kolluk kuvvetlerinin görevlerini destekleyen tamamlayıcı bir yapı oluşturmaktır. Eğitimli ve denetlenebilir özel güvenlik personelinin daha geniş alanlarda kullanılması, genel kolluğun asli görevlerine daha fazla odaklanmasını sağlayabilir.
GÜSOD Başkanı Turgay Şahan, Türkiye’nin özel güvenlik alanında güçlü bir mevzuat ve operasyonel deneyim oluşturduğunu belirterek bu kapasitenin okul güvenliği için geliştirilmesi gereken modellerin doğal bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.












