Yaş ilerledikçe hafıza sorunları zamanla normal kabul edilebilir bir durum haline gelebilir. Ancak, unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkileyen bir hale gelmesi, altında yatan nedenlerin araştırılmasını gerektirir. Uzmanlar, her unutkanlığın Alzheimer ya da demans belirtisi olmadığını vurgularken, yaşlılıkla ilgili olan unutkanlıkların göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etmektedir. Memorial Göztepe Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Raşan Adviye İnan, Alzheimer riskinin azaltılması ve beyin sağlığının korunması için atılabilecek adımlar hakkında bilgiler sunmuştur.
Her unutkanlık Alzheimer değildir!
Demans, beyin hücrelerinin zarar görmesi sonucunda düşünme, hatırlama, dikkat ve konuşma gibi zihinsel işlevlerin kaybı ile karakterize bir sendromdur. Demansın birçok nedeni bulunmakta, en yaygın olanı ise Alzheimer hastalığıdır. Unutkanlığın zaman zaman yaşanması, yaş ilerledikçe doğal bir durum olsa da, bunun yanı sıra tek başına Alzheimer ya da demans anlamına gelmeyeceği önemlidir. Önem taşıyan husus, unutkanlığın sıklığı ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğidir.
Artan unutkanlıklar göz ardı edilmemeli!
Aynı hikayenin sık sık tekrarı, yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, para ya da ilaç kullanımıyla ilgili sık hatalar yapma, ya da daha önce bilinen bir yerde kaybolmak gibi durumlar önemli belirtiler arasında yer almaktadır. Demans, yalnızca hafızayı etkilemez; kelime bulma, planlama, yön bulma gibi birçok zihinsel işlevde de bozulmalar görülebilir. Ayrıca, uyku bozuklukları, depresyon, vitamin eksiklikleri, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçlar da unutkanlığı tetikleyebilir. Bu nedenle, artan unutkanlıkların yaşlılığa atfedilmeden nörolojik bir değerlendirmeye tabi tutulması önemlidir.
Risk faktörlerini bilmek demans riskini azaltabilir
Yaş ve genetik faktörler demans açısından önemli risk belirleyicileridir. Ancak, son araştırmalar, yaşam boyunca üzerinde durulabilecek 14 değiştirilebilir risk faktörünün de demans vakalarının yaklaşık yüzde 45’inin önlenmesi veya geciktirilmesi ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu değiştirilebilir risk faktörleri arasında düşük eğitim düzeyi, işitme kaybı, tedavi edilmemiş görme kaybı, yüksek LDL-kolesterol seviyeleri, hipertansiyon, diyabet ve obezite bulunmaktadır.
Her yaşta beyin sağlığını korumak için…
Bu risk faktörleriyle başa çıkmak adına 40’lı yaşlarda tansiyon ve kolesterol takibi, haftada en az 150 dakika düzenli egzersiz yapmak ve işitme kaybının önemsenmesi gerekmektedir. 50’li yaşlarda ise diyabet ve obezite kontrolü, Akdeniz tipi beslenme ve sosyal-zihinsel aktiviteler öne çıkmaktadır. 60 yaş sonrası da beyin sağlığını korumak için sosyal izolasyondan kaçınılması, işitme ve görme kaybının tedavi edilmesi ve düzenli uykunun önemi büyük. Bulmaca gibi zihinsel aktivitelerin yanı sıra, fiziksel hareket, yeni bilgiler edinmek ve sosyal ilişkilerin korunması da önemli rol oynamaktadır.
“Tedavisi yoksa erken tanının faydası ne?” düşüncesi yanlıştır
Demans konusundaki en büyük yanlış anlamalardan biri, unutkanlığın yalnızca yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğudur. "Tedavisi yoksa erken tanının ne faydası var?" düşüncesinin de yanlış olduğunu belirtmek gerekir. Erken tanı, tedavi edilebilir başka nedenlerin araştırılmasını ve uygun tedavilerin zamanında başlanmasını sağlayabilir. Ayrıca hastalığın seyri hakkında bilgi sahibi olmak, kişinin ve ailesinin geleceğe yönelik planlar yapmasına yardımcı olur. Demans, yaşam boyunca biriken risk faktörleriyle ilişkilidir; beyin sağlığını korumak için en iyi zaman erken yaşlar, ikinci en iyi zaman ise bugündür.
Beyindeki proteini hedefleyen ilaçlar kullanılıyor
Yeni nesil bazı ilaçlar, Alzheimer hastalığındaki beyinde biriken beta-amiloid proteinini hedef alarak erken evredeki hastalarda bilişsel gerileme hızını yavaşlatabilmektedir. Ancak bu tedaviler her Alzheimer hastası için uygun olmayabilir. Tedavi öncesinde biyolojik belirteçlerle doğrulama yapmak, hastanın uygunluk açısından değerlendirilmesi ve tedavi sürecinde düzenli beyin MR'larının yapılması gerekebilir.
Demans hastalarına kısa ve sakin cevaplar verin
Demans hastalarının yakınlarına önemli görevler düşmektedir. Aynı soruyu tekrar eden hastalara kısa ve sakin yanıtlar vermek, yanlış inanışlarla tartışmak yerine hastanın yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak daha uygun bir yaklaşım olabilir. Ani öfke ya da huzursuzluk durumlarında, öncelikle tıbbi nedenlerin araştırılması gerekmektedir. Ev ortamının sade ve güvenli hale getirilmesi, günlük rutinin korunması ve hastanın yapabildiği işlerde bağımsız bırakılması oldukça önemlidir. Eğer yolunu kaybetme, trafik kurallarını karıştırma gibi durumlar söz konusuysa, araç kullanımı ve finansal planlamanın yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Bakım veren kişiler, kendi dinlenme ihtiyaçlarını, sosyal yaşamlarını ve profesyonel destek ihtiyaçlarını ihmal etmemelidir.












