Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yakup Erdoğan, çocuklarda okul korkusu ve okula gitmeyi reddetmenin nedenlerini, özellikle ayrılık kaygısıyla olan ilişkisini, belirtilerini ve sorunların nasıl ele alınması gerektiğini açıkladı.
Okul korkusu ve ayrılma kaygısı birbirini besleyebilir!
Dr. Erdoğan, okulların açılmasının birçok çocuk için heyecan verici bir başlangıç olduğunu fakat bazı çocuklarda yoğun kaygıya dönüşebileceğini belirtti. “Okula yeni başlayan, uzun bir tatilin ardından sınıfa dönen veya okul değişikliği yaşayan çocuklar; evden çıkmak istememe, ebeveyne sıkıca tutunma, okul kapısında ağlama ya da çeşitli bedensel yakınmalarla okula gitmeyi reddetme davranışı gösterebiliyor.” şeklinde konuştu.
Dr. Erdoğan, okul korkusu ile ayrılma kaygısının birbirini besleyebileceğini ifade ederek, “Çocukların verdiği sinyallerin doğru okunması gerekir. Okul korkusu, çocuğun okula gitme düşüncesi karşısında yoğun kaygı yaşaması ve bu nedenle okula gitmekten kaçınması ya da okulda kalmakta zorlanması şeklinde görülebilir,” dedi. Ayrıca, bazı çocukların bu kaygıyı doğrudan ifade edebilmesine rağmen, diğerlerinin sabahları mide bulantısı, baş ağrısı gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterebileceğini belirtti.
‘Okulu sevmiyorum’ demeden önce kaygının kaynağı anlaşılmalı!
Okula gitmek istemeyen her çocuğun aynı nedenle zorlanmadığını belirten Dr. Erdoğan, “Çocuk anne babasından ayrılmaktan, okulda yalnız kalmaktan, öğretmeniyle iletişim kuramamaktan, arkadaşları tarafından dışlanmaktan veya akademik olarak başarısız olmaktan korkabilir,” dedi. Akran zorbalığı, öğrenme güçlüğü, dikkat sorunları gibi birçok faktörün okul reddinin arkasında yer alabileceğini dile getirdi.
Okul, ayrılığı görünür hale getiriyor!
Bir çocuğun gelişim dönemlerinde bakımı üstlenen kişiden ayrılmanın kaygı vermesinin doğal olduğunu vurgulayan Dr. Erdoğan, “Çocuk, anne ya da babasının başına kötü bir şey geleceğini düşünebilir. Okul, bu kaygıyı en çok hissettiren yerlerden biri olabilir,” şeklinde konuştu. Okulun, ayrılığı görünür hale getirmesinin etkilerine dikkat çekti.
Kaygının bedendeki karşılığı göz ardı edilmemeli!
Okul sabahları ortaya çıkan bedensel şikayetlerin bahane olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dr. Erdoğan, “Kaygı çocuklarda fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir,” dedi. Fiziksel bir hastalık tespit edilmediğinde, duygusal etkenlerin araştırılması gerektiğini vurguladı.
Uzayan vedalar çocuğa ‘burada tehlike var’ mesajı verebilir!
Okul kapısındaki uzun vedaların ayrılık anını daha da zorlaştırabileceğini dile getiren Dr. Erdoğan, ebeveynlerin sakin ve kararlı bir tutum sergilemesinin çocuk için güven verici olduğunu söyledi. Vedalaşmanın kısa ve net olması gerektiğine dikkat çekti.
‘Ağlarsan seni burada bırakırım’ gibi sözler kaygıyı büyütebilir!
Çocukları tehdit etmenin, utandırmanın ya da korkularını küçümsemenin sorunu derinleştirebileceğini hatırlatan Dr. Erdoğan, bu tür yaklaşımların çocuğun kaygısına utanç ekleyebileceğini ifade etti. Bunun yerine, çocuğun duygularının kabul edilmesi, ancak okula devam etme konusunda sakin ve tutarlı bir tutum sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
Aile ve okul aynı dili konuşmalı!
Okul korkusunun çözümünde öğretmen, rehberlik servisi ve ailenin ortak bir yaklaşım geliştirmesinin önemini belirten Dr. Erdoğan, çocuğun okula geldiği ilk dakikaların planlanmasının kaygıyı azaltabileceğini aktardı. Evde ve okulda verilen mesajların tutarlı olması gerektiğinin altını çizdi.
Çocuğun davranışı yalnızca inatlaşma olarak görülmemeli!
Okul reddinin farklı ruhsal, gelişimsel ya da çevresel nedenlerle ilişkili olabileceğine dikkat çeken Dr. Erdoğan, akran zorbalığı, sosyal kaygı gibi durumların mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti. Çocuğun sorunlarının doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini vurguladı ve gerektiğinde profesyonel destek alınması gerektiğine değindi.












