Türkiye’nin fuarcılık alanındaki yükselişi, UFI Avrupa Konferansı’nda ele alındı. İzmir'deki Fuar İzmir’de düzenlenen konferansta, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Türkiye'nin güçlü üretim, ihracat ve fuarcılık altyapısını vurgulayarak uluslararası organizatörlere "Türkiye'yi sadece izlemeyin, yatırım yapın" çağrısında bulundu.
Konferansa İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ev sahipliği yaptı. Oturumun moderatörlüğünü Precision Communities Kurucu Ortağı Barış Onay yaparken, İpekyolu Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Er, Hannover Fairs Turkey / Deutsche Messe AG Türkiye ve MENA Bölgesi Genel Müdürü Mehtap Gürsoy ile İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda Türkiye’nin fuarcılık sektörü, Türk şirketlerinin uluslararası fuarlardaki etkinliği ve Türkiye’nin uluslararası organizatörlere sunduğu fırsatlar detaylı bir şekilde ele alındı.
Türkiye'nin Fuarcılık Mirası
Tuğçe Cumalıoğlu, Türkiye’nin fuarcılık mirasına dikkat çekerek, ülkenin fuarcılık alanındaki başarısının uzun yıllara dayanan birikim ve vizyonun sonucu olduğunu belirtti. İzmir’in Türkiye'nin fuarcılık tarihinde özel bir yer taşıdığını ifade eden Cumalıoğlu, “Türkiye'nin fuarcılık sektörü yeni bir başarı hikayesi değil, köklü bir geçmişin ve uzun vadeli bir vizyonun sonucudur. Özellikle, İzmir’de düzenlenen ilk uluslararası fuarın 1936 yılında yapılması ve İzmir Enternasyonal Fuarı’nın 1947 yılında UFI üyeliğine kabul edilmesi, uluslararası bakış açısının fuarcılık kültürümüzün önemli bir parçası olduğunun göstergesidir,” dedi.
Büyüyen Fuarlar ve Yatırımlar
Cumalıoğlu, İzmir'in fuarcılık yolculuğunun yıllar içinde büyüyerek geliştiğini belirtti. Kültürpark’ta düzenlenen fuarların ulaştığı ölçeğin yeni yatırımları gerekli kıldığını ifade eden Cumalıoğlu, “Fuarlarımız büyüdükçe, daha büyük ve modern bir fuar alanına ihtiyaç duyulmuştur. Bu doğrultuda 2015 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kendi kaynaklarıyla hayata geçirilen Fuar İzmir, toplam 330 bin metrekarelik alana ve 120 bin metrekare kapalı sergileme alanına sahiptir. Bugün Türkiye’nin en önemli fuarcılık merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir,” diye ekledi.
Türkiye'nin Ekonomik Yapısı ve Fuarcılık
Türkiye’nin fuarcılık alanındaki gücünün arkasında, ülkenin üretim ve ihracat kapasitesinin yattığını belirten Cumalıoğlu, ihracat ağırlıklı ekonomik yapısının fuarcılık sektörüne dinamizm kazandırdığını söyledi. Cumalıoğlu, “Türkiye güçlü bir üretim altyapısına ve ihracat odaklı bir iş dünyasına sahiptir. Bu yapı, hem yurt içinde hem de yurt dışında fuarlara katılımı desteklemekte. Türk şirketleri yeni müşterilere ulaşmak ve uluslararası iş bağlantıları kurmak için fuarları aktif bir şekilde kullanmakta, bu durum Türkiye’de güçlü ve dinamik bir fuarcılık ekosistemi oluşturmaktadır,” dedi.
Kamu Destekleri ve Büyüme İsteği
Türk şirketlerinin uluslararası fuarlardaki görünürlüğünün her geçen yıl arttığını belirten Cumalıoğlu, kamu desteklerinin bu süreçte önemli bir rol oynadığını ifade etti. Cumalıoğlu, “Günümüzde birçok firma fuarları uzun vadeli büyüme stratejisinin bir parçası ve stratejik bir yatırım olarak değerlendirmekte. Türkiye’yi yalnızca fuarlara katılan şirketler üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Güçlü üretim altyapısı ve köklü fuarcılık geleneği ile Türkiye, uluslararası organizatörler için uzun vadeli fırsatlar sunmaktadır,” dedi.
Fuarların İş Fırsatlarıyla İlişkisi
Uluslararası ticaretteki dönüşümün fuarcılık sektörüne de olumlu yansıdığını söyleyen Cumalıoğlu, değişen ticaret rotaları ve yeniden şekillenen tedarik zincirlerinin yeni iş fırsatları yarattığını ifade etti. “Ticaret ilişkileri geliştikçe ve yeni iş bağlantıları kurulduğunda fuarcılık faaliyetleri de büyümekte. Çünkü fuarlar her zaman iş fırsatlarını takip eder,” diyerek fuarların önemini vurguladı.
Son olarak, uluslararası fuarcılık organizatörlerine seslenen Cumalıoğlu, Türkiye’de iş yapmanın temelinin güvene dayalı uzun vadeli ilişkiler olduğunu belirterek, “Türkiye’de insanlar sizinle iş yapmadan önce sizi tanımak ister. Güven zaman içinde oluşur ancak kalıcı iş birliklerinin temelini oluşturur. Bu nedenle, Türkiye yalnızca ziyaret edilip çıkılacak bir pazar değil, ilişki kurularak yatırım yapılacak ve birlikte büyüme potansiyeli taşıyan bir pazardır,” dedi.












