Vakıflar Genel Müdürlüğü, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve eski gasilhane yapılarında el koyma girişiminde bulundu. Bu durum, kentin tarihi simgelerinden birinin daha mülkiyetinin transfer edilmesi için atılan bir adım olarak değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, söz konusu yapıları harabe haldeyken kamulaştırarak restore ettikten sonra, tarihi Namazgah Hamamı'nın da vakıf adında tescil edildiği bildirildi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, İzmir'in Konak ilçesindeki tarihi Namazgah Hamamı için başlattığı süreçte, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay liderliğinde, kentin üç değerli taşınmazı için mücadelenin sürdüğü ifade ediliyor. Öte yandan, vakıf, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılarak hizmete alınan tarihi hamamın tapusunu elinde bulundurduğu başka bir vakfa devretmiş durumda.
8 Yıl Önce 1,2 Milyona Yenilendi
Tarihi hamam, 2009 yılında özel mülkiyetten kamulaştırılmıştır. 2013 yılı itibariyle, hamamın tüm maliklerine ait hisseler Büyükşehir Belediyesi tarafından alınmış ve böylece kamulaştırma süreci tamamlanmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 16. yüzyıla tarihlenen yapıyı 2018 yılında 1,2 milyon lira bütçe ile restore etti. Harabe haldeki tarihi hamam, restore edilerek kent kültürüne kazandırılmıştır. Agora Kazı Alanı'nın hemen yanında yer alan ve 1.063 metrekarelik bir arazi üzerinde inşa edilen hamamın orijinal yapısı, restorasyon sürecinde korundu.
Restorasyondan sonra, yapı 2886 Sayılı Kanun kapsamında, ihaleyi kazanan Kadın Emeklerini Değerlendirme Vakfı’na 3 yıllığına kiralandı. Yapılan kira sözleşmesine göre, bu sözleşmenin 2025 yılının Aralık ayında sona ereceği belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kira sözleşmesinin bitimiyle birlikte yeniden ihale açma aşamasına gelmişken, beklenmedik bir gelişme yaşandı. Namazgah Hamamı'nın 16 Mart 2026 tarihinde Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa Bin Mehmed Bey Vakfı adıyla tescil edildiği bilgisi edinildi.
Tüm bu gelişmeler, İzmir’deki tarihi yapıların korunması ve kamu mülkiyetinin yönetimi açısından önemli bir tartışma konusunu gündeme getirmektedir. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, hem kamulaştırma hem de restore etme konusunda gösterdiği çabalar, yerel yönetimlerin tarihi mirasları koruma konusundaki yeterliliğini sorgulatırken, vakfın mülkiyet devri konusundaki bu yeni adım, kamuoyunda çeşitli tepkilere yol açabilir.
Sonuç olarak, bu durum, İzmir'deki kültürel varlıkların korunması için atılacak adımların ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Kentlerin tarihi ve kültürel değerlerinin korunması, sadece yerel yönetimlerin değil, aynı zamanda devlet kurumlarının da ortak sorumluluğudur.












